Ana SayfaAna Sayfa
Biliyor muydunuz?Biliyor muydunuz?
140+140+
İletişimİletişim

Kötü İnsan Yoktur

1 year önce Soner Abay tarafından yazıldı, 1.187 kez görüntülendi ve hakkında 7 yorum yapıldı.
  

Kötü İnsan Yoktur

Bu yazımda empirizme¹ göre doğumdan hatta anne karnından itibaren tabula rasa(boş bir levha) olan bir zihin nasıl kötüye, nasıl katile dönüşebilir? Tabula rasanın¹ kalıtımla birlikteliği sonucu yapılan eylemleri ve bireyin bunlardan ne kadarından sorumlu olabileceğini inceleyeceğim.

Bir bebek çevresi tarafından şekillendirilmeyi bekleyen bomboş bir zihinle dünyaya gelir. Peki doğduğunda nötr olan bir bebeğin karakteri nasıl meydana gelir? Sadece kalıtım ve ya sadece çevre mi insanın karakterini oluşturur? Bugün biliyoruz ki insanlar kalıtım sayesinde ailesinden gelen genler bireyin psikolojik yapısını etkilemektedir. (Bkz: Şizofreni hastalığı) Peki bu nasıl kanıtlanabilir? İnsanın karakterini sadece kalıtım mı? sadece çevre mi? Yoksa her ikisinin birleşimi mi oluşturur? Tek yumurta ikizleri gensel olarak muhteşem benzerlik içerisindedirler. Tek yumurta ikizlerinin yaşamlarını incelediğimizde, farklı karakterlere, farklı düşüncelere sahip olup farklı tipte eylemler gerçekleştirdiklerini görebiliriz. Bu da kalıtımın tek başına insanın karakterini oluşturmadığını, çevrenin yüksek etkisi olduğunu görebiliriz. Yani psikoloji alanında karakter üzerine üç tip kanı vardır. Bunlar; Kalıtım, çevre ya da her ikisinin birlikteliğidir. Kalıtım veyahut çevre; dikkat ederseniz bireyin karakter oluşumunu kendisinden bağımsız etkenler gerçekleştirmektedir.  Peki bireyin kendisinin dahi belirlemediği karakterden dolayı gerçekleştirdiği eylemlerden ne kadar sorumlu tutulabilir?

Farklı yaşam kombinasyonlarıyla yetişen aynı bireyin nasıl farklı türde bir insana dönüşebileceği üzerine çok beğendiğim “Kelebek Etkisi” filminden örneklendirmeler yapacağım.

1. Örneğimiz Sabıkalı Tommy Miller

Çocuk yaştayken babası ile annesi ayrı yaşamaktadır. Ablası ile birlikte babasının yanlarında kalmaktadırlar. Ablası Tommy’den birkaç yaş büyüktür. Babasının psikolojik sorunları vardır. Ablasının çıplak görüntülerini video kamera ile çekmektedir. Hatta filmin bir bölümünde ablasının arkadaşını da sizin filminizi çekeceğim diye kandırarak birlikte çıplak görüntülerini çekmeye çalışmıştır. Bunların hepsi Tommy’nin gözünün önünde gerçekleşmektedir. Ailesinden hayata dair herhangi bir ahlaksal yönlendirme empoze edilmemiş olan Tommy; gençlik dönemine geldiğinde şiddete eğilimli, sosyopat² bir karaktere sahip olur. Ve dolayısıyla suç akabinde sabıka kaçınılmaz olur.

 2. Örneğimiz Üniversiteli Tommy Miller

Bu örneğimizdeki Tommy; Küçükken annesi ve babası ayrıldığında ablasıyla birlikte babalarının değil annelerinin yanında kalmaya başlamışlardır. Tommy annesinin yanında iyi aile ilişkileri dahilinde mükemmel bir çocukluk geçirmiştir. Bir önceki Tommy karakterinde olduğu gibi psikolojisini doğrudan bozacak ve gelişimini olumsuz yönde etkileyecek bir olumsuz durum olmadığı için; ikinci Tommy karakterimiz gençlik döneminde iyiliksever, kötülükten uzak duran bir üniversite öğrencisi haline gelir.

Yukarıdaki iki karakter ve iki fotoğraf da aynı filmdeki aynı karakterin farklı yaşam kombinasyonlarındaki haline aittir. Gördüğünüz gibi bireylerin ellerinde olmayan sebeplerden dolayı karakterleri oluşur. Ve bu karakterlerle bazı eylemler gerçekleştirirler. Peki bütün bunların üzerine tekrardan soruyorum: İnsanlar gerçekleştirdikleri eylemlerden sorumlu mudur? Hadi hep birlikte cevap verelim. Gerekirse bağırarak verelim bu cevabı, evet evet bağırarak verelim ki bizi elimizde olmayan çevre vb. etkilerden dolayı gerçekleştirdiğimiz eylemlerden cezalandırabilen, kendini gizlemekle hayli bi’ meşgul olan o yüce yaratıcımız olan Tanrı da bizi duysun. Ve cevabımızı verelim:

“HAYIR!! Hayır tanrım, hayır Allah’ım, hayır Yehova’m, hayır Zeus’um, hayır Enlil’im, hayır sözde yüce yaratıcım! Elimizde olmayan durumlardan ötürü yaptığımız eylemlerden bizi %100 sorumlu tutup cezalandıramazsın. Eğer ben kötü birine dönüşebiliyorsam bu senin hatandır. Evet, beni gönderdiğin aile ve dolayısıyla o çevreden bana empoze edilenler; beni ben yapan budur. Bundan dolayı beni cezalandıramazsın!

Yazımda kalıtıma fazla yer veremedim. Ama kısaca söz edecek olursak: XYY sendromu³ gibi bazı genetik bozukluklar sonucu birey sahip olduğu düşük zeka ile doğru orantılı olarak doğru ile yanlışı ayırt edebilecek empati anlayışının oluşmaması nedeniyle cinayet benzeri suçlara yönelmekten çekinmeyebiliyor. Aynı zamanda psikolojik bir takım sinirlilik gibi durumlar anne-babadan çocuklarına geçip, onların karakterlerini akabinde gerçekleştirdikleri eylemleri etkileyebiliyor.

Peki ya akıl? “İyi tamam bu insanlara kötülük empoze edilmiş de bunların doğru ile yanlışı ayırt edecek kadar aklı yok mu? Kardeşim!” diye haklı bir serzenişte bulunabilirsiniz. Amma velakin kötü ile yanlışı çok rahat ayırt ettikleri halde nihilist sayılabilecek bir tavırla, empati duyuları gelişmiş olsa dahi hiçbi’ değer kavramını önemsemeden kötülüğe devam ediyorlar. Ne yazık ki kötülük gibi edinilmiş alışkanlığı akıl tek başına ortadan kaldıramıyor. Bu durum onları kötü yapar mı? Hayır. Bundan sorumlu tutulması gereken damarlarına iyilik empoze edememiş olan çevre ve bahsettiğim diğer bireyden bağımsız etkenlerdir.

Yani kalıtım veya çevre her ikisinde de yaptıklarımızdan %100 sorumlu tutulamayız. Eğer yaptıklarımızdan bireysel olarak sorumlu değilsek ceza kavramı da her koşulda etik olmayan bir hareket halini alıyor. O zaman hadi hep bir ağızdan söyleyelim: KÖTÜ İNSAN YOKTUR! Kötü çevre, kötü yaşam kombinasyonları vardır.

Araştırmalarımı tamamladıktan sonra dünya ceza sistemindeki yanlışlıkları da orataya çıkartıp, suçluların cezalandırılması yerine tecrit ve iyileştirmeye yönelik bir ayrışmanın yapılması gerektiğini savunacağım. Bu yazıda Tanrı ve Din kısmına fazla girmedim. Bir sonraki yazımda teist sistemlerin bireysel kötülüğün imkansızlığını göz önünde bulundurmayışını eleştireceğim.

____________________________

¹Empirizm: Deneycilik. Kurucusu John Locke(Lost’taki sakat dazlağımız) sayılan bilginin yalnız deneyimlerle elde edilebileceğini savunan görüş. “İnsan zihni doğuştan boş bir levha(tabula rasa) gibidir.”

²Sosyopat: Psikolojik bir bozukluk nedeniyle empati kurma yeteneği bulunmayan kişilerdir. (Bkz: http://tr.wikipedia.org/wiki/Sosyopat)

³XYY Sendromu: http://tr.wikipedia.org/wiki/XYY_sendromu

B.P.S(Büyük Patlamadan Sonra) 13,798 milyar, M.S. 20.yy'da Dünya'ya geldim. Kısa mesafe koşucusu ve vücut geliştiriciyim. İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü'nün agnostik bir Fizik öğrencisiyim. Kozmoloji, kuantum mekaniği ve sayılar teorisi ile yakından ilgileniyorum. Blogumun logosundan anlaşılcağı üzere Pİ sayısıyla taparcasına ilgilenir virgülden sonraki 1001 basamağını ezbere bilirim. Hedefim doktoramı alıp teorik fizikte akademik kariyer yapmak.

Latest posts by Soner Abay (see all)

Benzer Yazılar
blog
Yazmayı gerçekten çok severim. Ama bunları paylaşmakta bazı sorunlar yaşıyorum. Şu an blogumda yayınlanmış sadece 9 yazım var. Aslında taslakta bekleyen tam 17 tane yazım daha var. Paylaşılmamışların içerdiği toplam kelime sayısı 10.000'i aşmış durum...
5335kurban-koc
Sadece 1 Seneliğine Tüm Müslümanlar Kurban Kesmek Yerine Bağış Yapsalar N'olurdu? 2012 yılında sadece Türkiye'de yaklaşık olarak; 2.000.000 Küçükbaş 750.000 Büyükbaş hayvan kesildi. Çoğu kişi de cüzi miktarlarda eti dağıttıktan sonra 2.5 ay boyu...
resim_1355083529_4
Felsefi Açıdan Günümüz Ahlak Anlayışının Değerlendirilmesi Öncelikle belirtmek isterim ki inançlı insanların genel anlamda ahlak anlayışı dine göre oluşmuştur. Peki bu etik midir? Öyle değilse nasıl olmalıdır? Bu gibi sorulara yazımda cevap vermeye ...
Yorumlar ( 7 )
  1. Buse diyor ki:
    1
    0
    Gerçekten çok güzel yazmışsın. Olaya hiç bu yönden bakmamıştım. Bunu da dinlerden soğumamın nedenleri arasına koyabilirim artık :)
    • Soner Abay diyor ki:
      0
      0
      Yorumun için teşekkürler. Bireysel kötülüğü referans alarak ceza sistemi oluşturan teist sistemlerdeki yanlış adalet anlayışına da bir sonraki yazımda değineceğim.
  2. Ozan diyor ki:
    1
    1
    Eline sağlık düşüncelerime tercüman oldun
  3. Kutay Uysal diyor ki:
    1
    0
    Soner sakın yazmaktan vazgeçme sayfalarca yazsan saatlerce sıkılmadan okurum yazılarını, çok güzel yazıyosun. XYY sendromunu gürünce direk geçen seneki biyoloji dersi geldi derste onları işlerken hemen alttan vikipedi ye girip okumuştun :D
  4. Egemen diyor ki:
    1
    2
    Hmm burda dediğine göre adalet kavramimiz baştan beri yanlişti.Fakat bazi yerlilerin tarlalarini rahatsiz etmemeleri için korkuluklarina ölü karga astiklari bilinir ve işe de yarar.Ancak insanlarin özgüveni ve zekasi daha fazla olduğu için bu yöntem bizlerde pek işe yaramaz.
  5. selahattin diyor ki:
    0
    0
    Demek her şey bu kadar basit, öyle mi? Hayatın sırrını çözmüşsün yani………. Yürü be kim tutar seni ! Ama nereye kadar ?

© 2014 Soner Abay Tarafından Tüm Hakları Saklıdır. (Kaynak Göstermeden Alıntı Yapmayınız.)